Genel Cerrahi

Genel cerrahi, vücutta sistemik ve bölgesel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisinin yanında; genel prensipler, yara iyileşmesi, yaralanmaya metabolik ve endokrinolojik cevaplar gibi konuları içeren ve gelişimleri açısından pek çok cerrahi ve temel tıp dallarını etkilemiş bir teknik disiplindir. Genel olarak yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, karaciğer, pankreas, safra kesesi ve safra yolları dahil olmak üzere karın içine odaklanan bir cerrahi uzmanlık branşıdır. Bunun yanında tiroid, periferik damarlar, meme, yumuşak doku, yanık, deri ve fıtıklar üzerine de çalışılır.

Meme Kanseri ve Memenin İyi Huylu Hastalıkları

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Erkeklerde de görülebilmekle birlikte, toplumda nerdeyse her 8 kadından birine meme kanseri tanısı konulmaktadır. Özellikle ileri yaş kadınlarda risk daha da artmaktadır. Kanserli hücrelerin diğer organlara yayılmaması için erken teşhis, kritik bir öneme sahiptir. Meme bölgesinde fark edilen ağrısız sert oluşumlar genellikle ilk belirtilerdir. Çoğunlukla yağ bezesi veya selim meme kistleri ile karıştırılan meme kanseri, daha sert ve bulunduğu yere daha sabit yerleşimli olabilir. Hastalar genellikle ilk başlarda herhangi bir ağrı hissetmezler fakat ilerleyen dönemlerde ağrı hastalığa eşlik eden diğer bir belirti olabilir. Meme başı akıntısı dikkate alınması gereken diğer bir belirtidir. Bu akıntılar kendi içerisinde ikiye ayrılır. Bazı hastalarda söz konusu akıntılar kansız iken, bazı hastalarda kanlı olarak gözlemlenebilmektedir. Kanlı akıntı daha ciddiye alınması gereken bir bulgudur. Özellikle anne, teyze gibi akrabalarında meme kanseri hikayesi olan kadınlar 35 yaşından sonra doktor kontrollerini ihmal etmemelidirler. Tarama için yıllık rutin muayeneye ek olarak mamografi ve ultrasonografi ile her iki meme ve koltuk altı dokusunun kontrol edilmesi gerekmektedir. Ek olarak her kadının kendi kendine meme muayenesi konusunda bilinçlenmesi ve oluşabilecek değişimlerden haberdar olarak, vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekmektedir. Memenin iyi huylu hastalıkları ile meme kanserine ait belirti ve bulguların bir kısmı ortaktır. Bu nedenle ayırıcı tanıda dikkatli olmak gerekir. Meme kistleri, fibroadenomlar, özellikle gebelik ve emzirme döneminde görülen meme enfeksiyonları ve apseler dikkatli teşhis ve tedavi planlanmaları gerektiren iyi huylu meme hastalıklarıdır.

Tiroid Kanserleri, Tiroid Nodülleri ve Guatr

Tiroid, boyun bölgesinin ön tarafında “âdem elması” adı verilen kıkırdak çıkıntısının hemen altında bulunan kelebek şeklinde endokrin bezidir. Vücut için hayati öneme sahip tiroid hormonu salgılar. Tiroid dokusu içinde oluşan farklı yapıda ve değişik büyüklüklerde olabilen anormal yumrular veya kitlelere de tiroid nodülü denir. Tiroid nodülü yaygın görülen bir problemdir. Burada önemli olan tiroidinizde kanser olabilecek nodüllerin teşhisi ve tedavisidir. Guatr ise tiroid bezinin büyümesine verilen isimdir. Bu büyüme ilaç tedavisi ile durdurulabileceği gibi aşırı büyüme, aşırı hormon salgılama veya etraf organlara bası oluşturması nedeniyle cerrahi tedavi de gerektirebilmektedir.

Karın Ön Duvarı Fıtıkları

Temel olarak bir organın, onu yerinde tutan dokulardan kurtularak yer değiştirmesi fıtık olarak tanımlanmaktadır. Karın duvarı fıtıkları kendi içerisinde fıtığın ortaya çıktığı alana göre kasık fıtığı, göbek fıtığı ve geçirilmiş ameliyat bölgelerinde oluşanlar ise kesi yeri fıtığı olarak adlandırılırlar. Bu bölgeler karın duvarının görece en zayıf olduğu noktalardır. Ağır kaldırma, kabızlık, kronik öksürük gibi karın içi basıncın sürekli arttığı durumlarda karın içi organlar zayıf bölgelerden dışarıya doğru çıkmaya çalışarak fıtıkları oluştururlar. Hastalar genellikle kasık, göbek veya geçirilmiş ameliyat bölgelerinde anormal bir şişlik fark ederek doktora başvururlar. Bu şişlikler genellikle istirahat halinde kaybolur veya hasta masaj yaparak fıtık içeriğini karın içerisine gönderebilir. Bazı durumlarda fıtık masaja rağmen küçülmez ve oldukça ağrılıdır ki bu fıtığın boğulmuş olabileceği ve acil ameliyat gerekebileceği anlamına gelir. Bu aşamada dikkatli bir muayene genellikle teşhis için yeterlidir.
Fıtıkların tedavisi cerrahi olarak onarılmalarıdır. Onarılan alanın sağlamlığını arttırmak için çoğu vakada mesh denilen yamalar ile dokuya takviye destek sağlanır. Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile laparoskopik (kapalı) yöntemler de fıtık cerrahisi için sıklıkla kullanılmaktadır. Kapalı yöntemle ameliyat sonrası dönemde açık yöntemlere göre hastalar daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme şansı yakalayabilmekteler. Laparoskopik fıtık ameliyatları özellikle iki taraflı kasık fıtıkları veya öncesinde açık yöntemle onarılmış fakat nüks etmiş vakalar için uygundur. Ameliyat fıtıkları ve göbek fıtıkları tedavisinde de laparoskopik yöntem kullanılabilmektedir. Fıtık vakaları çok değişkenlik gösterdiği için hasta detaylı değerlendirildikten sonra uygun yöntemin belirlenmesi daha uygun olacaktır.

Pilonidal Sinüs

Sakral bölgede halk arasındaki ifadesi ile kuyruk sokumu bölgesinde yer alan deri enfeksiyonları için kullanılan genel bir terimdir. Genelde oldukça ağrılıdırlar, erkeklerde daha sık olmakla beraber kadınlarda da görülebilmektedir. Pilonidal sinüs özellikle genç yetişkinlerde (18-35 yaş) görülür. Çoğunlukla kuyruk sokumunda görülmekle beraber bu durum ender olarak göbek ve koltuk altında da görülebilir. Apse oluşmuşsa
boşaltılmalıdır. Apse boşaltma işleminden sonra hastalık %50 nüks (tekrar) eder. Nüks riskini azaltabilmek için boşaltma işlemi ile birlikte kristalize fenol uygulanabilir. Tedavi sonrası sırt ve makat bölgesi için lazer epilasyon önerilir. Kalıcı tedavi cerrahi olarak hastalıklı bölgenin vücuttan uzaklaştırılmasıdır.

Safra Kesesi Taşları

Sindirim sisteminin bir parçası olan ve yağlı gıdaların sindiriminde önemli rol oynayan safra kesesi, karaciğerde üretilen safrayı depolamak ve konsantre etmekle görevlidir. Bu işlevi esnasında safra içerisindeki kolesterol ve kalsiyum gibi mineraller çökelti oluşturarak safra çamuru ve safra kesesi taşı oluşumuna yol açabilmektedirler. Safra taşı oluşumunda obezite, yüksek kolesterol ve bazı kan hastalıkları risk faktörleridir. Genetik sebepler de taşın oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Safra kesesi taşları çoğunlukla belirti vermezler ve başka sebeplerle yapılan görüntüleme yöntemleri ile rastlantısal olarak teşhis edilirler. Semptomatik hastalarda hazımsızlık, şişkinlik, bulantı, kusma ve hatta safra akışının etkilendiği vakalarda sarılık gibi bulgular ile belirti verebilir. Ultrasonografi safra taşlarını teşhis etme konusunda oldukça güvenilirdir. Semptomatik safra kesesi taşları 2 cm den büyük olanlar ve belirti vermese dahi milimetrik olanlar, sarılık oluşumu açısından en riskli guruptur. Mutlaka cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Safra kesesi taşları için yapılan cerrahi operasyona kolesistektomi adı verilir. Açık ya da kapalı yöntem ile gerçekleştirilebilen kolesistektomi için, günümüzde daha çok kapalı (laparoskopik) cerrahi teknik tercih edilmektedir.

Obezite Merkezi

Obezite nedir?

Obezite, sağlığı tehdit edecek düzeyde fazla kilolu olma durumu olarak tanımlanır. Günümüzde obezitenin sigara kullanımından sonra ikinci en sık “önlenebilir” ölüm nedeni olduğu saptanmıştır. Özellikle batı toplumlarında sıklığı gittikçe artmaktadır. Obezite başta metabolik sendrom olmak üzere, hipertansiyon, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri de dahil olmak üzere bir dizi sağlık sorununa neden olabilmektedir. Sağlıklı kilonuzu korumak veya kilo vermek çoğu zaman diyet ve hayat tarzı değişiklikleri ile mümkündür. Ancak obezitenin sağlığı ciddi boyutta tehdit ettiği morbid obezite durumunda cerrahi müdahale tek tedavi seçeneği olabilmektedir.
Obezite tedavisinin tüm aşamalarında diyetisyen desteği şarttır. Gerek cerrahi gerekse cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı olarak tedavi sağlayabilmek ve hayat kalitesini yüksek tutabilmek için süreç boyunca diyetisyenle temasta kalınmalıdır.

Vücut kitle indeksi nasıl hesaplanır?

Obezite sınıflandırılmasında en yaygın kullanılan yöntem vücut kitle indeksi hesaplamasıdır. Vücut kitle indeksi, kilogram olarak ağırlığın, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilir. Örneğin 1,75 m boyunda ve 75 kg ağrılığında bir insanın vücut kitle indeksi 75 ÷ (1.75 x 1.75) = 24,5 kg/m2 olarak hesaplanır. Sağlıklı vücut kitle indeksi aralığı 20-25 kg/m2 dir. Vücut kitle indeksi 30 kg/m2 üzeri olanlar obez olarak tanımlanır.
Obezite sınıflaması:
• 1. derece (VKİ 30 – 35 kg/m² arasında)
• 2. derece (VKİ 35 – 40 kg/m² arasında)
• 3. derece (VKİ 40 – 50 kg/m² arasında) Bu gurup morbid yani ölümcül obezite gurubu olarak da adlandırılmaktadır.
• Süper Morbid Obezite ise VKİ 50 kg/m2 üzerinde olan gurubu ifade eder. Ek hastalıklar ve ölüm riski bakımından en riskli guruptur.

Obeziteden korunma ve mücadele

Obezite psikolojik ve sosyokültürel nedenleri olan ve tedavisi oldukça zor kronik bir hastalıktır. Yüksek kalorili sağlıksız beslenme alışkanlıkları, duygusal yeme bozuklukları ve hareketsiz yaşam gibi pek çok faktör obeziteye sebep olmaktadır. Çocukluk çağından itibaren düzenli olarak sportif aktivitelere katılım ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi obezite ile olan savaşta en önemli korunma yöntemlerindendir.

Endoskopik kilo verme yöntemleri nelerdir?

Mide Botoksu endoskopik olarak 15-20 dk sürede kolayca uygulanabilen, hastane yatışı gerektirmeyen bir işlemdir. Etkinliği yaklaşık olarak 4-6 ay olup, gerektiğinde işlem 2-3 kez tekrarlanabilmektedir. Mide hareketlerinin yavaşlatılması ve uzun tokluk süreleri sağlaması prensibi ile kilo vermenize yardımcı olur.
Mide Balonu yine ameliyat gerektirmeyen endoskopik olarak kolayca uygulanabilen bir işlemdir. Bu işlemde midenin içerisine bir balon yerleştirilerek midenin fonksiyonel hacmi geçici süre ile küçültülmüş olur. Küçük porsiyonlarla fazlaca doygunluk sağlaması ile kilo verimini kolaylaştıran bir yöntemdir. Balon tipine göre 6-12 ay sonra yine endoskopik olarak çıkartılmaktadır.

Endoskopik kilo verme yöntemlerinde işlemin başarısını yani verilen kilo miktarını kişinin programa uyumu ve kilo verme motivasyonu belirler. Her iki işleminde kişinin diyetine uyumunu arttırmak amacı ile uygulandığı unutulmamalı ve program egzersiz ile desteklenmelidir.

Obezite cerrahisi için uygun adaylar kimlerdir?

Morbid obezite ameliyatları vücut kitle indeksi 40 kg/m2’nin üzerinde olan ve vücut kitle indeksi 35-40 kg/m2 arasında olup obezitenin yol açtığı metabolik sendrom, diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıklara sahip olan hastalar için uygundur. Hastaların ameliyat öncesinde diyet yapmayı denemiş ve başarısız olması ameliyat kararı öncesinde sorgulanması gereken diğer bir kriterdir.

Obezite cerrahisi çeşitleri nelerdir?

Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) Ameliyatı günümüzde en sık uygulanan şişmanlık (obezite) ameliyatıdır. Alınan gıdaların kısıtlanması prensibi ile kilo kaybı sağlamaktadır. Midenin küçültülmesinin yanı sıra iştahı azaltan hormonal etkileri nedeni ile kilo verme başarısı oldukça yüksektir. Kapalı yöntemle yaklaşık 60 dk sürede uygulanan ameliyat sonrası hastane yatış süresi yaklaşık 2-3 gündür.

Mide By-pass Ameliyatı yine sıklıkla uygulanan şişmanlık (obezite) ameliyatlarındandır. Bu ameliyatta mide küçültülerek gıda kısıtlaması sağlanırken ek olarak yeni küçük midenin ince bağırsakların daha ileri seviyelerine bağlanması sayesinde emilim bozukluğu oluşturarak kilo verimi hedeflenmektedir. Bu ameliyat yine kapalı yöntemle yapılmakta böylece ameliyat sonrası iyileşme oldukça hızlı olmaktadır.