Gastroenteroloji ve Hepatoloji

Gastroentroloji Nedir?

Gastroentroloji, sindirim sistemi ve sindirime yardımcı organların yapı ve çalışmasını inceleyen ve bu sistemdeki hastalıkların tanı ve tedavisini üstelenen bir tıp dalıdır.

Sindirim sistemi organları; yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, anorektal bölge ile karaciğer, safra yolları ve pankreastır.

Gastroenterolog, bu organların hastalıklarının teşhis ve tedavisi için uzun bir eğitim sürecinden sonra bu ünvanı alır.

Sindirim sistemi hastalıklarında en sık rastlanan belirtiler nelerdir?

* Yutma güçlüğü, * İshal,
* Reflü (Mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi), * Dışkıda kan,
* Mide ağrısı, * Kanlı dışkı,
* Karın ağrısı, * Sarılık,
* Şişkinlik, * Çay rengi idrar,
* Geğirti, * Açık renkli dışkı,
* Aşırı yellenme, * Karın şişliği,
* Kabızlık,

ALARM SEMPTOMLAR:

* İştahsızlık,

* Kilo kaybı,

* Kansızlık vb.

belirtilerin varlığında, mutlaka gastroentroloğa başvurulmalıdır.

Sık Rastlanan Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Nelerdir?

MİDE EKŞİMESİ (GÖRH): Altı ay veya daha uzun süredir sık ​​sık mide ekşimesi yaşıyorsanız ve proton pompası inhibitörleri (PPI) yardımcı olmuyorsa, gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH) tedavisine ihtiyacınız olabilir.

REFLÜ: Mide içeriğinin (asidinin) yemek borusuna doğru geri gelişi ve bunun sonucunda ortaya çıkan göğüs kafesinin arkasında yanma ve ağza acı-ekşi sıvı ve mide içeriğinin gelmesi gibi şikayetler oluşturan bir hastalıktır. Bunun dışında müzmin öksürük, ses kısılması, diş çürükleri, sinüzit ve farenjit ile göğüs ağrısı da yapabilir. Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erişkinlerde en sık rastlanan müzmin hastalıklarından birisi olarak kabul edilmektedir.

ÜLSER: Ülser, mide veya duodenum’un (onikiparmak bağırsağı) mide asidi ve sindirim sıvıları (örneğin pepsin) tarafından harabiyeti sonucunda meydana gelen yaralardır. Doku kaybı asit ve pepsinin etkisiyle daha derinlere inebilir. Ülser denilen yaralar meydana getirir. Genelde mide asidinin fazla salgılanması veya mide hücrelerinin savunma mekanizmalarının bozulması neticesinde oluşurlar. Bilinen en önemli risk faktörleri helikobakter pilori denen bir bakteri, ağrı kesici ilaçlar ve sigaradır. Ülserlerin oluşturduğu en önemli sorun kanamalardır. Tedavisi asit baskılayıcı ilaçların kullanılması şeklindedir. Helikobakter pilori tespit edilen olgularda, ülserin tekrarlamasını engellemek için antibiyotikli tedaviler uygulanmaktadır.

DİSPEPSİ: Hazımsızlık (dispepsi), yemek sonrası dolgunluk hissi, üst batında ağrı/yanma hissi şeklinde tanımlanabilir. Bu belirtilerden biri veya her ikisi aynı anda bulunabilir. Hazımsızlık şikayeti oldukça yaygın bir belirtidir. Tanısı bu şikayetlere neden olabilecek diğer hastalıkların dışlanmasına bağlıdır ki bu konudaki araştırmalar da bir gastroenteroloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. (ayrıntılı fizik muayene, laboratuvar gaita incelemeleri, ultrason, endoskopi, kolonoskopi vs.)

İRRİTABIL BAĞIRSAK SENDROMU: Organik bir hastalık olmaksızın sindirim sisteminin normal çalışma düzeninin bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan belirtilerdir. Bu belirtilerden herhangi birini ısrarla yaşarsanız, doktorunuza görünün:

  • Kramp
  • Karın ağrısı
  • Şişkinlik
  • İshal
  • Kabızlık

İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI: İnflamatuar bağırsak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit de dahil olmak üzere bağırsakların iltihaplanmasına neden olan bir grup rahatsızlıktır. Bu IBD semptomlarından herhangi birini yaşarsanız, doktorunuza görünün:

  • Şiddetli veya kronik karın ağrısı
  • İshal
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • İştah kaybı
  • Kanlı ishal
  • Eklem ağrısı
  • Ateş

ÇÖLYAK HASTALIĞI: Çölyak hastalığı, vücudunuzun buğday, çavdar ve arpada bulunan glüteni işleyememesine neden olan otoimmün bir hastalıktır. Çölyak hastalığınız olabileceğini düşünüyorsanız, doktorunuza danışın; bir kan testi teşhise yardımcı olabilir.

Yaygın semptomlar şunlardır;

  • Gaz
  • İshal
  • Karın ağrısı
  • Tükenmişlik
  • Sinirlilik veya depresyon
  • Kilo kaybı
  • Kaşıntılı döküntüler ve kabarcıklar

HEMOROİD: Hemoroidler anal kanaldaki toplardamarlardır. Bu damarlar şiştiğinde veya genişlediğinde kanama, kaşıntı ya da ağrı gibi belirtilere neden olabilir. Çoğu insanda hemoroid vardır; ancak herkeste belirti yapmaz. Genellikle uzun süreli kabızlıklarda, hamilelik gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda belirti yapabilir. Erken evre hemoroidlerde ilaçla tedavi yapılabilirken, daha ileri evrelerde gastroenteroloji uzmanları tarafından rektosigmoidoskopi cihazı denen kolonun son 50-60 cm’sinin endoskopik olarak incelendiği yöntem esnasında bant ile bağlama veya hemoroid içine ilaç enjeksiyonu ile başarılı tedaviler uygulanabilir. Çok daha ileri evrelerde cerrahi gerekebilir.

FONKSİYONEL KABIZLIK: Bağırsak ritminin bozulması neticesinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Eğer uzun süredir kabızlık problemi yaşanıyorsa ya da dışkılama alışkanlığınızda yeni bir değişiklik meydana geldiyse, kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı veya dışkılama ile birlikte kan gelmesi durumları varsa, mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu belirtiler kolon kanseri için uyarıcı semptomlar olabilir ve bu olgularda bir gastroenterolog tarafından kolonoskopi yapılması gerekmektedir. Bunun dışında kalan nedenlerde ise kabızlık ilaç tedavileri, nefes egzersizleri ve diyet ayarlanması ile tedavi edilebilir.

İSHAL: Başka bir sindirim sistemi hastalığının belirtisi olduğu gibi kendi başına da bir hastalık olabilir. İshal, süresine göre akut veya kronik (müzmin) ishal diye ikiye ayrılmaktadır. Akut ishaller 4 haftadan kısa sürer ve genellikle enfeksiyöz nedenlere bağlı oluşur. 4 haftadan daha uzun süreli ishallere kronik ishal denmektedir ve kronik ishali olan bireyler mutlaka ileri araştırma amacı ile bir gastroenteroloji uzmanına başvurmalıdır. Kronik ishalin birçok nedeni arasında çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit-Crohn hastalığı), iskemik kolit, özellikle yaşlılarda gözlenen pankreas ekzokrin enzim yetersizliği, ince bağırsakta aşırı bakteriyel çoğalma, kronik pankreatit, paraziter enfeksiyonlar, sindirim sistemi kanserleri vs sayılabilir. Kronik ishalli olgularda ishal sebebine yönelik tedavi uygulanmalıdır.

KOLON KANSERİ: Sindirim sisteminin en tehlikeli hastalıklarından birisidir. Diğer adıyla kolon olarak bilinen kalın bağırsakta görülen bir kanser türüdür. Sinsi bir hastalıktır. Rutin kolonoskopik tarama programları ile erken tanınarak engellenebilir. Bu nedenle, herhangi bir risk faktörü olmayan 50 yaş üzerinde her bireye 5 yılda 1, bir gastroenteroloji uzmanı tarafından kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri olan bireylerde daha erken ve daha sık aralıklarla kolonoskopik tarama önerilmektedir.

KARACİĞER SİROZU: Siroz, karaciğerde hasar yapabilen herhangi bir etkene bağlı olarak karaciğer yapısında ve fonksiyonunda bozulma durumudur. Sirozun ülkemizdeki en sık nedeni Hepatit B virüs enfeksiyonudur. Bunun dışında ilaç kullanımına bağlı karaciğer hasarı, yağlı karaciğer, Hepatit C ve alkol tüketimi diğer önemli nedenler arasındadır. Obezite ve şeker hastalığının varlığı bu risk faktörleri bulunan olgularda süreci hızlandırabilir. Risk faktörleri bulunan kişilerin bir gastroenteroloji uzmanı tarafından periyodik kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Siroz erken müdahele edilmediği takdirde ölümcül sorunlara (beyin fonksiyonlarında bozulma, böbrek fonksiyonlarında bozulma, karında su toplanması ve toplanan bu suyun enfekte olması, yemek borusunda veya midede karın içi damarlarda basınç artışına bağlı oluşan damar genişlemelerinin kanaması) neden olabilir.

Tedavide amaç, siroza neden olan etkeni tedavi etmek veya ortadan kaldırmak, siroz ile ilişkili sorunların tedavisi ve siroz yakınmalarının tedavi edilmesi şeklindedir. Bütün bu tedavilerin (ilaç ile ya da endoskopik olarak) bir gastroenteroloji uzmanı tarafından yapılması gerekmektedir.

SAFRA KESESİ ve SAFRA YOLU TAŞI: Obezite, safra kesesi taşı gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Herhangi bir yakınma oluşturmayan safra kesesi taşı tedavi gerektirmez. Ancak yakınmalara (sağ üst kadran ağrısı, sırta vuran ağrı, bulantı, kusma) neden olan safra kesesi taşları tedavi edilmelidir. Safra kesesi taşlarının tedavisi açık veya kapalı ameliyat şeklinde olmaktadır. Ancak bazen safra kesesi taşları safra yoluna düşebilir. Bu durumda safra yoluna düşen taş, gastroenteroloji uzmanları tarafından uygulanan ERCP denen bir işlemle çıkarılmalıdır. Aksi takdirde pankreas iltihabı (pankreatit) veya safra yolunda enfeksiyona ya da karaciğerde apse gelişimine neden olabilir.

PANKREAS İLTİHABI (Pankreatit): Akut pankreatit, pankreasta ödem bazen de yıkım ile seyreden ani iltihabi durumdur. En sık nedeni safra taşlarıdır. Bunun dışında aşırı alkol tüketimi, kan yağı (trigliserit) yüksekliği, sigara içimi, ilaçlar vs.dir. Tanısı sırta vuran kuşak tarzında tipik karın ağrısının varlığı ile laboratuvar, ultrasontomografi ve bilgisayarlı tomografi incelemeleri ile konur. Pankreatitli olguların tedavisi Gastroenteroloji Klinikleri’nde gastroenteroloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

PANKREAS KANSERİ: Pankreas, sindirime yardımcı pankreatik sıvıları ve insülin gibi hormonları salgılayan, mide altında yerleşmiş bir organdır. Sigara, alkol, hayvansal yağdan zengin diyet, kronik pankreas iltihabı (kronik pankreatit), aile hikayesi önemli risk faktörleridir. Sarılık, karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve bulantı en önemli semptomlarıdır.

Ayrıntılı fizik muayene, tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri tanıda önemlidir. Gastroenteroloji uzmanları tarafından uygulanan endoskopik ultrasonografi işlemi ile 2-3 cm’den küçük tümörler görülebilmekte ve tanı için biyopsi örnekleri alınabilmektedir.

Yine safra yolları ve pankreas kanalı, endoskopi ve röntgen ışınının birlikte kullanıldığı ERCP işlemi ile değerlendirilip pankreas kanseri tanısı konabilir veya tümöre bağlı safra yolu darlıkları giderilebilir. Tedavide erken tanı önemlidir. Erken evrede cerrahi, tedavi edici olabilmektedir. Bunun dışında kemoterapi ve radyoterapi gerekebilir.

Teşhis ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Gastroentrologlar, sindirim sistemi hastalıklarının tanısı için hastanın şikayetlerini ve muayene bulgularına göre çeşitli laboratuvar tetkikleri, görüntüleme yöntemleri ve endoskopik yöntemler kullanarak hastalıklara tanı koyarlar.

Teşhis için kullanılan yöntemler şöyledir;

  • Endoskopik olarak, biyopsi alınması ve bunun patolojik olarak incelenmesiyle tanı konulması,
  • Poliplerin çıkarılması (polipektomi),
  • Hastalıklı mukozanın altındaki adele dokusundan endoskopik yöntemlerle ayırılarak çıkartılması (endoskopik submukozal diseksiyon)
  • Yemek borusu, mide çıkışı ve bağırsaktaki darlıkların endoskopik yöntemlerle genişletilmesi (stent konulması),
  • Endoskopik olarak safra yolunun bağırsağa açıldığı yerin darlığının kesilerek genişletilmesi (papillatomi) ve safra yolundaki taşların çıkartılması (taş ekstraksyonu),
  • Perkütan karaciğer biyopsisi alınması,
  • Pankreas kitle ve kistlerinden endoskopik ultrasonografi (EUS) yöntemiyle örnek alınması,
  • Entereskop ile ince bağırsakların incelenmesi,
  • Manometrik incelemeler.

Sindirim Sistemi Kanserlerinin Önlenmesi ve Erken Tanısı

* Hepatit B aşısı

* Hepatit B ve Hepatit C’nin erken tanı, tedavi ve takibi

* Kronik pankreatitli hastaların takip ve tedavisi

* Ailede mide kanseri öyküsü olanların ve kronik gastritlilerin uygun aralıklarla endoskopik kontrolü

* Ailede kolon kanseri ve polibi öyküsü olanların uygun aralıklarla kolonoskopik kontrolü

* 50 yaş üzerindeki hiçbir risk faktörü olmayan kişilerde kolonoskopik tarama yapılması

ENDOSKOPİ İŞLEMİ HASTA MEMNUNİYETİ VİDEO